Loading

Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Olarak Tutulmamasıyla İlgili Bir Örnek. (Konuk Yazar SMMM Hüseyin Yörükoğlu)

13 Eylül 2023

Not: Makaleler yazarın kişisel görüşünü ifade etmekte olup kaleme alındığı tarihteki mevzuat düzenlemeleri açısından geçerlidir. Daha sonra meydana gelecek değişimler uygulamada farklılık yaratabilir. Bu nedenle makale tarihini göz önünde bulundurunuz.

 

13.09.2023

 

Konu: Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Olarak Tutulmamasıyla İlgili Bir Örnek.

 

HMK 222. Maddesinin 2. ve 3. fıkraları aşağıdaki gibidir:

 

“(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

 

(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.”

 

Bu hükümlere göre örneğimizi inceleyelim.

 

Örneğimizde, aralarında bir ticari anlaşmazlık bulunan davacı şirket ticari defterlerine göre davalı şirketten alacaklı, davalı şirket de kendi ticari defterlerine göre ise davacıdan alacaklıdır.

 

Davacı ve davalı taraf ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını yaptırmış ve her iki tarafın defter kayıtları da birbirini doğrulamaktadır.

 

Her iki şirket de muhasebe birimine ulaşan belgeleri ticari defterlerine kaydetmişlerdir.

 

Davacı şirket davalı şirkete sevk ve teslim ettiği malların faturasını düzenlemiş ve davalıya ulaşan faturayı ve davalının yapmış olduğu bütün ödemeleri de kayıtlarına eksiksiz olarak almıştır.

 

Oysa davalı şirket, kendisine teslim edilen malların faturaları ve yaptığı ödemelerin bir kısmını ticari defter kayıtlarına intikal ettirmemiş ve davacı ile ilgili kayıtlar eksik tutulmuştur.

 

Böylece, davacının ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu için sahibi lehine delil olarak kabul edilecek olmasına karşın,  davalının da ticari defterlerinin açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasına karşın kayıtlarının eksik olması nedeniyle ticari defterleri ticari davada delil olarak kabul edilemeyecektir.

 

Öte yandan, davalı tarafın ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, davacı tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarına aykırı olmamasına rağmen, kayıtları eksik durumdadır.

 

Bu bağlamda davalı şirket, ticari defterinin açılış ve kapanış onayları yaptırmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması nedeniyle defterlerinin lehine delil olacağını iddia edemeyecektir.

 

Bu nedenle, muhasebe birimine ulaşmayan belge ve bilgi olup olmadığının tespiti için hem vergi kanunları, hem Ticaret Kanunu ve hem de HMK gereğince her ay sonunda şirketlerin ilişkide bulundukları şirketlerle cari hesap mutabakatı yapmaları, müşteri portföyü çok yüksek olanların kağıt faturalarını karşı tarafa mutlaka teslim etmeleri ve teslim işlemeni belgelemeleri, e-arşiv faturası düzenleyenlerin e-arşiv faturasını karşı tarafa iletilmeleri, karşı tarafın da e-arşiv faturaları için örneğin efatura.gov.tr adresinden sorgulama yapmaları uygun olacaktır.

 

(Hazırlayan: Hüseyin Yörükoğlu, SMMM)

PDF

paylaş