TBMM’ye Sunulan Tasarıyla KDV Kanununda Yapılması Planlanan Değişiklikler. (Aytaç AYGÜN, Vergi Hizmetleri Direktörü)



Not: Makaleler yazarın kişisel görüşünü ifade etmekte olup kaleme alındığı tarihteki mevzuat düzenlemeleri açısından geçerlidir. Daha sonra meydana gelecek değişimler uygulamada farklılık yaratabilir. Bu nedenle makale tarihini göz önünde bulundurunuz.

02.03.2018

Konu: TBMM’ye Sunulan Tasarıyla KDV Kanununda Yapılması Planlanan Değişiklikler.

Uzun süredir gündemde olan KDV Kanununda değişiklik yapılması konusu, 27.02.2018 tarihinde TBMM Genel Kuruluna sunulan tasarı ile bir anlamda resmiyet kazandı.

Tasarının Genel Kurulda bu haliyle kabul edilerek yasalaşması halinde KDV Kanununda şu değişiklikler olacak:

 1.İade sistemi değiştirilerek, devreden KDV’nin mükellefe iadesinin önü açılıyor.

Bilindiği gibi, mevcut uygulamada tam istisna kapsamına giren teslimler ile indirimli orana tabi işlemler dışında mükelleflerin devreden KDV’sinin iadesi mümkün değil.

Tasarının 8’inci maddesi ile indirim yoluyla giderilemeyen KDV’nin iade edilmeyeceği hükmünün kaldırılması planlanıyor. Buna göre devreden KDV’nin on iki ay içinde indirim yoluyla giderilememesi halinde altı ay içinde iadesi mümkün olabilecek.

Konuyla ilgili olarak Bakanlar Kuruluna süreleri, iade yöntemi belirleme ve sektör ya da işletme büyüklüklerine göre farklılaştırma konusunda geniş yetkiler veriliyor.

2.KDV indirimi imkanı için süre uzuyor.

KDV Kanununun 29’uncu maddesine göre indirim hakkı vergiyi doğuran olayın vukuu bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla fatura vb. belgelerin deftere kaydedildiği dönemde kullanılabiliyor. Planlanan değişiklikle “takvim yılını takip eden” ibaresi eklenmesi öngörüldüğü için KDV indirimi imkanı için süre uzuyor.

 3.İhracattan doğan KDV iadesi talebi için süre sınırı geliyor.

KDV Kanununun 32’nci maddesine göre 11, 13, 14, 15 ve 17/4-s maddelerinde yer alan teslim ve hizmetlere ilişkin KDV’nin iade talebinde (zamanaşımı dönemi aşılmadığı takdirde) bir süre sınırı bulunmuyor.

Ancak ihracat istisnası da dahil olmak üzere yukarıda belirtilen istisnalar için “işlemin gerçekleştiği hesap dönemini izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla” ibaresi getirilerek bu iadelerin belli bir tarihe kadar talep edilmesi şartı getiriliyor.

4.İmalatçıların ihracatlarından doğan KDV iadesinde hesaplama değişebilir.

Tasarıyla Maliye Bakanlığına, imalatçılar tarafından yapılan ihracat teslimlerinden kaynaklanan iadelerde, yüklenilen KDV yerine sektörler itibariyle ihracat bedelinin belli bir oranına kadar iade yaptırmaya yetki veriliyor.

Yani, bu ihracat iadelerinde yüklenilen KDV hesaplanması ortadan kaldırılarak, ihracat tutarının bir oranı kadar iade alınması sistemine geçilebilir.

5.Grup şirketlerinin KDV mükellefiyetlerinin birleştirilmesine olanak sağlanıyor.

Tasarının 2’nci maddesi ile kurumlar vergisi mükelleflerinin talepleri üzerine, en az %50 oranında ortak oldukları bir başka kurumlar vergisi mükellefi ile KDV mükellefiyetlerinin birleştirilmesi konusunda Maliye Bakanlığına yetki veriliyor.

Dolayısıyla, grup şirketlerinden birinin KDV ödeyip, diğerinin devreden KDV’sinin olması, yani “KDV alacaklısı” olmasının yarattığı negatif durumun ortadan kaldırılması mümkün hale getiriliyor.

6.Kat karşılığı inşaat işlerinde KDV uygulaması değişiyor.

Bilindiği gibi, arsa karşılığı inşaat işlerinde, arsa sahibinin müteahhite teslimi ve müteahhitin arsa teslimine konut/işyeri olarak iki ayrı teslim söz konusudur. Emsal bedelin uygulandığı bu sistemde, KDV Kanununda değişiklik yapılarak bu işlemdeki emsal bedelin spesifik olarak belirlenmesi planlanıyor.

Tasarının ilgili maddesi aynen kabul edilirse bedelin tespiti, müteahhit tarafından arsa sahibine bırakılan konutun/işyerinin emsal bedel uygulamasında ikinci sıra olan “maliyet bedeli” esasına göre tespit edilen tutar dikkate alınacak.

VUK’un 267’nci maddesine göre bu da, inşaatın maliyet bedeline %5 veya %10 kar oranı ilave edilerek bulunan tutar olacak. Dolayısıyla, arsa sahibinin KDV mükellefiyeti olması durumunda arsa sahibinin düzenleyeceği faturada da aynı bedel uygulanacak.

7.Transfer fiyatlandırması hükümlerine göre örtülü olarak dağıtılan kazançlara ilişkin KDV’nin, mal teslimi ya da hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından beyan edilerek ödenmesi halinde indirim konusu yapılabilmesi mümkün oluyor.

Bilindiği gibi, Kurumlar Vergisi Kanununa göre transfer fiyatlandırması hükümlerine göre dağıtılan kazançlar malı/hizmeti alan mükellef için kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde olduğundan buna ilişkin KDV’nin de indirim konusu yapılması mümkün değil.

Ancak, bu yolla malı/hizmeti sunan mükellef tarafından KDV’nin beyan edilip ödenmesi halinde, bu işleme ilişkin KDV indirim konusu yapılabilecek.

8.Zayi olan mallara ilişkin KDV’nin indirilebilmesi mümkün oluyor.

Mevcut uygulamada bu mallara ilişkin KDV’nin indirilen KDV’den çıkarılması gerekiyordu. Ancak, faydalı ömrünü tamamlayıp zayi olan amortismana tabi iktisadi kıymetler için yüklenilen KDV indirilebilecek.

9.KDV iadesi için vergi incelemelerinde üç aylık süre sınırı getiriyor.

Mevcut uygulamada VUK’a göre vergi incelemeleri için süre sınırı tam incelemeler için 1 yıl, sınırlı incelemeler için 6 ay olarak belirlenmiş, ancak KDV iadesi incelemeleri için bir sınır konulmamıştı. VUK’ ta yapılması öngörülen değişiklikle KDV iadesi için “3 aylık” süre sınırı planlanıyor.

10.İhracat istisnasının kapsamı genişletiliyor.

Tasarıyla, gümrüksüz satış mağazaları veya bunların depolarına mal teslimleri de ihracat istisnası kapsamına alınıyor.

11.Hasılat esaslı vergilendirme sistemi geliyor.

Tasarıda yer alan düzenlemeye göre, serbest meslek erbapları ile işletme esasına göre vergilendirilen tacirler, hasılatları ve Bakanlar Kurulunca belirlenen oran üzerinden hesaplanan KDV’yi ödeyecekler.

Bu yöntem mükelleflerin talebine göre uygulanacak. Alış faturası vb. belgelerde yer alan KDV ile ödenen KDV gider olarak, hesaplanan KDV ise gelir olarak dikkate alınacak.

12.KDV Kanunundaki İstisnalar Genişletiliyor.

 – Adi ortaklıkların sermaye şirketlerine dönüşme işlemlerinin,

– Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişilere verilen hekimlik, teşhis, tedavi hizmetlerinin,

– Kamu kurumlarına bağışlanmak üzere, okul, sağlık tesisi, ibadethanelerin inşası dolayısıyla bağışta bulunacaklara yapılan teslim ve hizmetlerin,

– Teknoloji geliştirme bölgeleri ile AR-GE merkezlerinde AR-GE, tasarım ve yenilik faaliyetinde bulunanlara yapılacak makine ve teçhizat teslimlerinin,

– Konfeksiyon kırpıntılarının tesliminin,

KDV’den istisna edilmesi tasarıda planlanmakta.

13.Şüpheli alacaklar ve değersiz alacaklara ilişkin KDV’nin indirilebilmesi planlanıyor.

VUK hükümlerine göre, değersiz ve şüpheli niteliğinde olan alacaklara ilişkin KDV’nin, bu alacakların gider veya zarar yazıldığı dönemde indirimi mümkün hale getiriliyor.

14.KDV iadesinin zamanında gerçekleştirilmemesi durumunda idareye gecikme faizi sorumluluğu getiriliyor.

Tasarıya göre, bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde KDV’nin iade edilmemesi halinde, üç aylık sürenin sonundan itibaren, düzeltme fişinin mükellefe tebliğ tarihine kadar tecil faizi oranında bir faizin mükellefe ödenmesi gerekecek.

Aynı hüküm VUK’un 112’nci maddesinde de bulunmasına ve bu hükmün KDV Kanununu da kapsamasına rağmen, kanaatimizce KDV iadesi işlemlerinin daha hızlı bir hal alması ve önceden olduğu gibi dava konusu yapılmaması için daha spesifik bir düzenleme yapılmak istenmiş.

Tasarıyla yapılması öngörülen diğer değişiklikler ise aşağıdaki gibi:

Özel okul ve üniversiteler tarafından verilen bedelsiz eğitim hizmetleri ve serbest bölgelerde verilen hizmetler ile bu bölgelere veya bu bölgelerden ihraç amaçlı yük taşıma işlemleri kısmi istisna kapsamından çıkartılıyor.

Şu anki mevzuata göre, bu hizmetler kısmi istisna kapsamında olduğundan, hizmetlere ilişkin fatura vb. belgede KDV hesaplanmasa da hizmete ilişkin yüklenilen KDV’nin ilave edilmesi gerekiyordu.

Değişiklikle bu işleme gerek kalmayacak.

Benzer şekilde, teknoloji geliştirme bölgelerinde üretilen yazılımların tesliminde ilişkin yüklenilen KDV de indirim konusu yapılabilecek.

3568 Sayılı Kanunda değişiklik yapılarak yetki almış serbest muhasebeci mali müşavirlere KDV iadesi için rapor düzenlettirme ve usul/esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığına yetki veriliyor.

İkinci el araç ticaretiyle uğraşanlar için, KDV mükellefi olmayanlardan alınan ikinci el taşıt satışında matrah, satış bedeli yerine, satış bedeli ile alış bedeli arasındaki fark olarak belirleniyor. Dolayısıyla bu mükelleflerin üzerindeki KDV yükü hafifliyor.

Tasarıyla ayrıca,

* Bakanlar Kuruluna, süresi içerisinde iade talebinde bulunulmayan KDV’nin gider olarak dikkate alınabilmesine;

* Maliye Bakanlığına ise çalışan sayısı, aktif büyüklüğü, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip getirilmemesi vb. kriterleri dikkate alınarak mükelleflerin vergisel uyumlarına göre iade yöntemini belirlemeye yönelik yetki veriliyor.

(Hazırlayan: Aytaç AYGÜN, Vergi Hizmetleri Direktörü)